Felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mike Wayne - Marksizm ve Medya Araştırmaları

Mike Wayne - Marksizm ve Medya Araştırmaları



Her ne kadar medya çalışmaları popüler bir akademik disiplin olsa da Marksist bir bakış açısıyla bu konunun analizini yapan kitap sayısı şaşırtıcı derecede azdır. Mike Wayne'in kitabı medya üzerine araştırma yaparken radikal bir siyasal metodolojiye başvurmak isteyenler için idealdir. Yazar bu kitapta kilit Marksist kavramlara erişilebilir bir rehber sunduğu gibi bu kavramların güncel kültür analizlerine nasıl uygulanacağını da gösteriyor. 

Marx, Lukacs, Gramsci, Habermas, Jameson ve diğer yazarlardan yararlanan kitap bizlere medya ve mevcut kültürel eğilimlerin Marksist açıdan analizini yapabilmek için gerekli olan kilit kavramların kapsamlı bir serimlemesini sunuyor. Sınıf, üretim tarzı, kültür sanayi, devlet, altyapı-üstyapı, ideoloji, hegemonya, bilgi ve toplumsal çıkarlar ve meta fetişi gibi kavramları ele alıp yorumlayan bu kitap film, televizyon, internet ve basılı medya gibi geniş bir konu yelpazesine sahip. Analizler, dijital dosya değişiminden Disney'e, reality TV programı Big Brother'dan sermaye altında kültür ve toplumun fetişlerine ışık tutan Diğerleri (The Others), Şeytan'ın Bel Kemiği (The Devil's Backbone) ve Karanlık Şehir (Dark City) gibi filmlerdeki ruh ve hayaletlere dek uzanan somut irdelemelere dayandırılıyor.



Max Muller - Upanişadlar

Max Muller - Upanişadlar




Ne ak ne kara, ne sebep ne sonuç, ne geçmiş ne gelecek olarak gördüğün şeyi bana anlat."
-Katha Upanişad-

"Dünyadaki kökenlere dair olan hariç, hiçbir araştırma Upanişadlar kadar yararlı ve yüceltici değildir. Hayatımın tesellisi o oldu, ölümümün de tesellisi o olacak."
-Schopenhauer-

Dünyanın ilk felsefesinin ilk ışığıdır Upanişadlar.

En ilkel inançlarla, insan zihninin varabileceği en aşkın en ileri sezgiler, en yüce kavramları içinde barındırır.

Upanişad felsefesi metinlerinin hangi tarihlerde oluştuğunu saptamak zordur. Hindistan topraklarının ürünü olan bu metinlerin İ.Ö. 800 yıllarda tamamlanmış olduğu sanılıyor.
Sonsuz uzayda dört bir yanımızı saran ve maddi doğamız dolayısıyla bizimde bir parçamız olduğu nesneler, Kant'a göre kendisinden şeyler değil, görüntülerdir. Eflatun'a göre somut gerçekler değil, görüntülerdir. Upanişad metinlerine göre ise asırlar önce bunu Atman yani şeylerin gerçek "Ben" i değil yalnızca "Maya" olarak adlandırmışlardır.

Varolan şeyler değişik görüntüler sergilese de Upanişad öğretilerine göre tek olan ve hep aynı kalan bir özü paylaşırlar.
İşte bu anlayıştan yola çıkan Upanişad felsefi metinlerinde düşüncenin panteizm, teizm, kozmogoni, ateizm (sankya) ve deizm (yoga) öğretisinin temel ilkelerini içinde barındırır.

Birçok ermiş bilgenin sezgilerinin ve içgörülerinin ürünü olan bu metinleri iki yetkin uzman hazırladı. Okuyucu bu kitapta Upanişad metinleri yanısıra, bu metinlerin içeriği ve tarihçesi hakkında da bilgiler bulacaktır




Marquis de Sade - Tanrıya Karşı Söylev

Marquis de Sade - Tanrıya Karşı Söylev



Ey sen, dünyada mevcut her şeyi yarattığı söylenen: hakkında en ufak bir fikrim olmayan sen; ancak lafta tanıdığım ve her gün yanılan insanların bana söyledikleri kadar bildiğim sen; tanrı denen acaip ve hayal mahsulü varlık, kesinlikle, gerçekten ve herkesin önünde ilan ediyorum ki sana en ufak bir inancım yok. Ve bunun da nedeni gayet mükemmel: dünyadaki hiçbir şeyin akla yatkınlığına kanıt olmadığı saçma bir varoluşa beni ikna edecek hiçbir şey bulamıyorum. 

Ey yanlışın ve fanatizmin kör ettiği zayıf ve saçma faniler, tepesi tıraşlı rahiplerin batıl inancının sizi gömdüğü tehlikeli yanılsamalardan vazgeçin! Onların size bir Tanrı sunmalarındaki müthiş çıkarı ve bu tür yalanların sizin mallarınız ve ruhlarınız üzerinde onlara sağladığı itibarı düşünün! Yüreğinizde bir ibadet ihtiyacı duyuyorsanız, tutkularınızın somut nesnelerine yönelin: gerçek bir şey sizi en azından bu doğal saygı içinde tatmin edecektir. Ama tanrıya yönelik iki, üç saatlik sofuluğun ardından ne hissediyorsunuz? Sizin duyularınıza hiçbir şey sağlamayan soğuk bir hiçlik, tiksinti verici bir boşluk. Düşlere ve gölgelere tapmış olsaydınız da duyularınız aynı durumda olurdu! İndirin batıl inanç ağacına son darbeyi; dalları budamakla yetinmeyin: Etkileri bu kadar bulaşıcı olan bir bitkiyi tamamen kökünden söküp atın! 

Tanrıları devirerek, aşıralım gök gürültülerini onların ve yıkalım bu ışıltılı şimşekle ürkütücü bir dünyada hoşumuza gitmeyen her şeyi!




Michel Foucault - Bilginin Arkeolojisi

Michel Foucault - Bilginin Arkeolojisi



1926 yılında Fransa'nın Poitiers kentinde doğan Michel Foucault hem düşünceleri hem de yaşantısıyla kendisini özgürlüğe adamış bir filozof, bir eylem insanıdır. Belki de onu anlamanın en doğru yolu söyleşilerde kullandığı şu ifadelerdir: "Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır"; "oyun ancak sonunda ne olacağını bilmediğin zaman oynamaya değer olur"; "kitaplarımın her birisi benim yaşam öykümdür".

Foucault hem kendisinin hem de başkalarının herhangi bir kategorik çerçevenin içine yerleştirilerek nitelenmesinden ya da yargılanmasından son derece rahatsızlık duyardı mutlaka ama yine de onu anlatmaya giriştiğimizde bulabileceğimiz en uygun sıfat yine kendisinin kullandığı Düşünce Sistemleri Tarihçisi olacaktır.

Foucault'nun düşünce hayatına bütünüyle egemen olan üç ana kavram vardır. Çözümlemelerinin "düşünce sistemleri"ne ilişkin olanları arkeoloji, "iktidar biçimleri"ne ilişkin olanları genealoji, "kendine özen gösterme"ye ilişkin olanları da etik ile belirlenen üç dönemde yapılır. Foucault için Klâsik olan XVII. ve XVIII. yüzyıllar ile Modern olan XIX. ve XX. yüzyıllarda, bu dönemlere ilişkin oluşumları hem teorik hem de pratik alanlarında yöneten epistemelerin farklı olması nedeniyle, farklı biçimlerde görünen ve incelenen aynı pozitifliklerin (hayat, emek, dil) bilgisi hakkında gerçekleştirilen derinlemesine bir çözümleme yönteminin adıdır Bilginin Arkeolojisi. Bu çözümleme yöntemi, onun alt başlığı "psikiyatrinin arkeolojisi" olan Klâsik Çağda Deliliğin Tarihi, alt başlığı "tıbbî bakışın arkeolojisi" olan Kliniğin Doğuşu ve yine alt başlığı "insan bilimlerinin arkeolojisi" olan Kelimeler ve Şeyler adlı eserlerinde uygulanmıştır. Adı geçen eserlere egemen olan arkeoloji ile Foucault bir disiplini değil, bir araştırma alanını göstermek ister.




Martin Heidegger - Metafizik Nedir

Martin Heidegger - Metafizik Nedir



Hatta "metafizik nedir?" sorusunun aslında çift anlamlı olduğu ortaya çıkarsa çünkü bu soru, felsefe olarak felsefeyi bir ağaca benzeten ve onun kökünü metafiziğin oluşturduğunu ifade eden René Descartes'ın söylediği gibi, sadece metafiziğin ne olduğunu sormaz, metafiziğin kendisiyle ilgili bütün temellendirme ve temel kabullerinde üzerine eğilmediği "metafiziğin temeli"nin ne olduğunu da sorar-, bu durumda hoşnutsuzluk daha artabilir, çünkü artık değil bir kökü göstermek, tek bir palamut dahi ortaya konamayabilir. Bu bakımdan "metafizik nedir?" sorusu sadece "metafizik ne değildir?" sorusunu aşmakla kalmaz, doğrudan doğruya ve açık açık "dir"in ne olduğunu sorar; çünkü onsuz metafizik olmaz, oysa metafizik kendini ona yöneltmek yerine, ondan kaçar. Peki ama neye dayanarak okuyucunun memnuniyeti beklenebilir ki?




Marcel Proust - Okuma Üzerine

Marcel Proust - Okuma Üzerine



Okuma Üzerine, Marcel Proust'un birey ile kitap arasındaki ilişkiyi ve özgün psikolojik edim olarak okumayı irdelediği, bu edimin kaynaklarına yaptığı yolculuğu içeren bir anlatı.

Büyük bir yazarın kitapla kurulan ilişki üstüne derin düşünme denemesi.

Aynı zamanda Proust'un kütüphanesinde bir yol haritası olan Okuma Üzerine, bizim şimdi durduğumuz yeri de aydınlatıyor.

Hiç kuşkusuz, dostluk, bireyler arasındaki dostluk hava cıvadır ve okuma bir dostluk biçimidir. Ama en azından dostluğun samimî bir biçimidir ve bir ölüye, olmayan birine yönelik olması ona çıkarsız, neredeyse dokunaklı bir hava verir. Dahası o, Öteki bütün dostluk biçimlerini çirkinleştiren her şeyden bağımsız bir dostluktur.
Marcel Proust




Leo Huberman - Sosyalizmin Alfabesi

Leo Huberman - Sosyalizmin Alfabesi



Amerikalıların çoğunun sosyalizm konusunda bildikleri tek şey, ondan hoşlanmadıklarıdır. Onlar, sosyalizmin, ya uygulanamaz olduğu için gülünç, ya da şeytan işi olduğu için korkulacak bir şey olduğuna inandırılmışlardır.

Bu, kaygı verici bir durumdur. Amerika Birleşik Devletleri'nde, şu günlerde, çok yaygın olan bu derece önemli bir konuyu, pek üstünkörü ve taraf tutucu görüşlere dayanarak, görmezlikten gelmek ya da suçlamak yanlıştır. Sosyalizm, dünya ölçüsünde bir harekettir. Ondan, bu ülkede nefret eden milyonlara karşılık, başka ülkelerde çok hoşnut olan milyonlar vardır. Şimdiye değin hiçbir düşünce, bu kadar kısa zamanda, böylesine çok insanın hayalgücüne egemen olmamıştır.



Louis Althusser - Lenin ve Felsefe

Louis Althusser - Lenin ve Felsefe



Louis Althusser 20. yüzyılın ikinci yarısında Marksist düşüncede önemli etkisi olmuş filozoflardan biri. Althusser'in Marx ve Lenin'i yeniden okuma girişimi ve bu sayede Marksizm içinde yaşanan krizi aşma çabası uzun yıllar etkisini sürdürdü, gerek yapısalcılığın gerekse post-yapısalcılığın besleyici kanalını oluşturdu. Lenin ve Felsefe, Althusser'in Lenin'i yeniden okuma girişiminin bir sonucu ya da "felsefeyle birlikte Lenin". Sadece eylem adamı, stratejist Lenin portresi yerine, Lenin'in Marx ve Hegel okumalarının Marksist teori ve pratik için önemine işaret eden, bu önemin altını çizen bir metin. Althusser burada Marksist bir filozof olarak felsefeyi tanımlarken, felsefe ile bilim, felsefe ile ideoloji, felsefe ile politika ilişkilerini de ele alıyor. Kitapta ayrıca Althusser ile yapılmış "Bir Devrim Silahı Olarak Felsefe" başlıklı konuşmayla, Althusser'in "Hegel Karşısında Lenin" başlıklı bir yazısı da yer alıyor.




Kierkegaard - Korku ve Titreme

Kierkegaard - Korku ve Titreme



Kierkegaard'ın, Johannes de silentio takma adıyla yazmış olduğu Korku ve Titreme ilk kez 1843 yılında yayımlandı. Yapıtta iman kavramının etik ve dindarlıkla ilişkisi incelenir. Yazarın takma adlarından Johannes de silentio da Musa'nın 1. kitabında (22:1-18) anlatılan İbrahim ve İshak hakkındaki hikayeden esinlenmiştir. Bu anlatıda Tanrı İbrahim'e, oğlu İshak'ı kurban etmesini buyurur. Korku ve Titreme bütünüyle, İbrahim'in, geç yaşta sahip olduğu ve her şeyden çok sevdiği evladı İshak'ı kurban etme isteğini ve bu eylemin onu ne ölçüde bir cani veya hakiki bir dindar yaptığını irdeler. İbrahim imanın babası olarak bilinir ve Johannes çağdaşlarının topyekûn nasıl olur da kendilerini İbrahim gibi imankâr sandıklarını merak eder.




Karla Reimert - Şipşak Kafka

Karla Reimert - Şipşak Kafka



Karla Reimert esprili üslubu ve ayrıntılı anlatımıyla Kafka'nın öyküleri, romanları ve mektuplarının ne şekilde alımlanabileceğini göstermekle kalmıyor, bu aşamada yazarın biyografisinin ne denli önemli bir rol oynadığını da örneklerle açıklıyor.

Hiçbir yazar, tanıklık ettiği çağın evrimini, 1883'te doğan, 1924'te ölen Franz Kafka kadar derinden hissedememiş, onun kadar iyi ifade edememiştir. Yazdıkları artık dünya edebiyatının en önemli eserleri arasında sayılıyor, Kafka bugün modern bir edebiyat ikonu -başında hale taşıyan bir açlık sanatçısı- kabul ediliyor ama, eserleri hâlâ esrarını korumakta. Tıpkı kadastro memuru Bay K.'nın gizemli şatoyu izlediği gibi, derin bir saygı ve çaresizlikle bakıyoruz Kafka'nın kaleminden çıkan her sözcüğe.




Konfüçyüs - Erdemin Ardından Git

Konfüçyüs - Erdemin Ardından Git



Konfüçyüs geleneğinin en saygın metni olan Seçmeler (Lun Yü), üstadın öğrencileriyle yaptığı konuşmalardan derlenmiştir. Konfüçyüs'ün yazılı ve sözlü düşüncelerinden önemli bir bölümünü içeren Erdemin Ardından Git, Konfüçyüsçü yolu ve onun yaşam biçimini yaşayan bir gelenek olarak koruma, bir ortak bellek yaratma düşüncelerinin belgesi olarak okunmalıdır. 
Konfüçyüs'ün bütün sözleri insanları düşünmeye çağırma, yaşam karşısında insanın kendisini sınama amacına dönüktür. İnsanın iyi olana yönelmesi, kişiliğini geliştirmesi, insanlara ve topluma yararlı bir insan olmak için çaba göstermesi için sayısız öneride bulunur Konfüçyüs. Asıl olan da erdemliliktir.




Karl Marx & Friedrich Engels - Alman İdeolojisi

Karl Marx & Friedrich Engels - Alman İdeolojisi




"Alman İdeolojisi", Marx ve Engels'in kendi görüş açılarıyla "Alman felsefesinin ideolojik bütün tarzları" arasındaki uzlaşmaz farklılığı göstermek üzere, birlikte giriştikleri zorlu bir çalışmanın sonucu olarak doğmuştur. 

Marksizmin kuruluşunun ilk yapıtaşları bu çalışma sırasında temele konmuş; materyalist tarih teorisinin ilk ve en geniş açıklaması da burada gerçekleştirilmiştir. 1844 ve 1845 yıllarında Marx'ın ve Engels'in ayrı ayrı sürdürdükleri çalışmalar sırasında ve "Alman İdeolojisi"nden kısa bir süre önce yine bazı bölümlerini birlikte kaleme aldıkları "Kutsal Aile"de, tarihsel materyalizme giden yolu önemli ölçüde açmışlardır. Lenin'in saptamasıyla, "Hegelci felsefeden gelerek sosyalizme ulaştıkları" aşama burada gerçekleşmiştir. 

Alman İdeolojisi ise, artık "Komünist Parti Manifestosu"nu kaleme alacakları olgunluğa ulaştıkları düşünsel birikimi ve teorik bütünleşmeyi ifade etmektedir. Bu bakımdan eser, Marx ve Engels'in eski felsefi görüşleriyle hesaplaşmalarının son noktasıdır. 

Ne var ki çalışmanın kaderi, tarihsel materyalizmin kurucusu iki ustanın diğer eserlerinden oldukça farklıdır: Eser, el yazmaları halinde 1932 yılına kadar gün ışığına çıkmayı beklemiştir. Bununla birlikte, Alman İdeolojisi'nin tam metni bugüne dek çok az dilde yayımlanmıştır. Eserin bu tam metni, Almanca ve İngilizce basımları dikkate alınarak Türkçede ilk kez yayınevimiz tarafından yayımlanmaktadır.




Karl Marx - Yahudi Sorunu

Karl Marx - Yahudi Sorunu



"Gerçek, bireysel insan, ne zaman soyut yurttaşı kendinde yeniden-soğurup, bireysel insan olarak, günlük yaşamında, özel işinde ve özel durumunda cinsil varlık olursa, ne zaman insan kendi güçlerini toplumsal güçler olarak tanır ve örgütler ve böylece toplumsal gücü kendisinden politik güç biçiminde ayıramazsa, işte ancak o zaman insani özgürleşme tamamlanmış demektir."


Karl Marx - Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i

Karl Marx - Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i




"On dokuzuncu yüzyılın toplumsal devrimi, şiirini geçmişten değil, yalnızca gelecekten çıkarabilir."

1789 Devriminin ardından kurulan Birinci Fransız Cumhuriyeti, devrimden sonra benimsenen yeni takvime göre "Brumaire" ayının 18. gününde (9 Kasım 1799'da) bir darbeyle iktidara gelen Napoleon Bonaparte'ın imparatorluğunu ilan ettiği 1804 yılında sona ermişti. İkinci Fransız Cumhuriyeti, 1848 Şubat Devriminde işçi sınıfının tarih sahnesine ilk kez bağımsız bir güç olarak çıkması sayesinde kuruldu. Ancak, bu devrimin ardından cumhurbaşkanı seçilen Louis Bonaparte, 2 Aralık 1851'de kendi darbesini, yani "18 Brumaire"ini gerçekleştirerek, bir yıl sonra imparatorluğunu ilan etmesinin yolunu açtı. 

Karl Marx, 1851 darbesinin hemen ardından kaleme aldığı bu kitapta, Napoleon Bonaparte'ın yeğeni Louis Bonaparte'ın tüm zaaflarına karşın nasıl olup da sınıfsal güç dengelerinden yararlanarak imparatorluk yolunu açabildiğini inceliyor. Ama bununla kalmıyor ve Şubat 1848'de "şiirini geçmişten çıkarmaya" çalışan işçi sınıfının geleceğini tartışıyor. 

Marksizmin en önemli klasik eserleri arasında sayılan Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i, bu çalışmayla, ilk kez Almanca özgün metninden çevrilerek dilimize kazandırıldı. 

Kitapta, Marx'ın ve Friedrich Engels'in ikinci ve üçüncü baskılar için hazırladığı önsözlerin yanı sıra, Marx'ın çalışmalarına ve Fransa'nın tarihine çok aşina olmayanlar için hazırlanmış kısa bir giriş yazısına yer veriliyor. Kitabın sonunda da geniş kapsamlı bir "sözlükçe ve dizin" bölümü bulunuyor.



Karl Marx - Kapital 3. Cilt

Karl Marx - Kapital 3. Cilt



Bu kitap, Karl Marx'ın ve Marksizmin temel yapıtı Kapital'in tamamını, Almanca aslından çevrilmiş olarak Türkçeye kazandırma, böylece Türkçe Marksist edebiyatın en büyük eksiğini giderme yolundaki girişimin üçüncü ve son adımını oluşturuyor. Marksist iktisat alanına hâkim çevirmenler Mehmet Selik ile Erkin Özalp'in Almanca aslından Türkçeye kazandırdığı eser, titiz bir editörlük çalışmasıyla yayına hazırlandı.

"[Kapital] kesinlikle burjuvaların (toprak sahipleri dâhil) kafasına şimdiye dek fırlatılmış en korkunç gülledir."
-Marx'tan Becker'e 17 Nisan 1867 tarihli mektup-

"Yeryüzünde kapitalistler ve işçiler bulunduğundan beri, işçiler için bu kitap kadar önemli bir kitap çıkmadı." 
-Friedrich Engels, "Marx'ın Kapital'i"-



Karl Marx - Kapital 2. Cilt

Karl Marx - Kapital 2. Cilt



Bu kitap, Karl Marx'ın ve Marksizmin temel yapıtı Kapital'in tamamını, Almanca aslından çevrilmiş olarak Türkçeye kazandırma, böylece Türkçe Marksist edebiyatın en büyük eksiğini giderme yolundaki girişimin ikinci adımını oluşturuyor. 

Marksist iktisat alanına hâkim çevirmen Mehmet Selik'in Almanca aslından Türkçeye kazandırdığı eser, yine alana hâkim editörlerce yayına hazırlandı. Kavram editörlüğünü Nail Satlıgan'ın üstlendiği kitap, Erkin Özalp ve Oktar Türel tarafından Almancası ve İngilizcesiyle karşılaştırılarak baştan aşağı gözden geçirildi.

"Yeryüzünde kapitalistler ve işçiler bulunduğundan beri, işçiler için bu kitap kadar önemli bir kitap çıkmadı." 
-Friedrich Engels-, "Marx'ın Kapital'i"




Karl Marx - Kapital 1. Cilt

Karl Marx - Kapital 1. Cilt




Bu kitap, Karl Marx'ın ve Marksizmin temel yapıtı Kapital'in tamamını, Almanca aslından çevrilmiş olarak Türkçeye kazandırma, böylece Türkçe Marksist edebiyatın en büyük eksiğini giderme yolundaki son ciddi girişimin önemli bir adımını oluşturuyor. 

Marksist iktisat alanına hâkim yetkin çevirmenler Mehmet Selik ile Nail Satlıgan'ın Almanca aslından Türkçeye kazandırdığı kitap, iki editör tarafından da gözden geçirildi. Erkin Özalp Almancasıyla, Oktar Türel ise İngilizcesiyle karşılaştırarak metni baştan aşağı gözden geçirdiler. 

Yordam Kitap'ın bu basımı, eseri bütünleyen iki ek metni de kapsıyor:

Bunlardan ilki, Marx'ın başlangıçta Kapital'in I. cildine 6. bölüm olarak koymayı düşündüğü, ancak cilde dâhil etmekten daha sonra vazgeçtiği, Marx'ın ekonomi politik eleştirisinin mantığı ve "mimari"si açısından özel bir önem taşıyan 120 sayfalık el yazmasıdır. Diğeri ise Kapital'in temel kavramlarının Almanca, Fransızca, İngilizce ve Türkçe karşılıklarını içeren bir "sözlükçe"dir.

Kitap, karton kapak ve ciltli alternatifleriyle satışa sunuluyor.

"[Kapital'in I. cildi] kesinlikle burjuvaların (toprak sahipleri dâhil) kafasına şimdiye dek fırlatılmış en korkunç gülledir."
-Marx'tan Becker-'e, 17 Nisan 1867 tarihli mektup

"Yeryüzünde kapitalistler ve işçiler bulunduğundan beri, işçiler için bu kitap kadar önemli bir kitap çıkmadı." 
-Friedrich Engels-, "Marx'ın Kapital'i"
(Tanıtım Bülteninden)