Sosyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Niccolò Machiavelli - Hükümdar

Niccolò Machiavelli - Hükümdar



Bugün hâlâ reel politiğin kutsal kitabı gözüyle bakılan Hükümdar, strateji uzmanları, iş insanları ve politik hayvanlar tarafından tehlikeli bir dünyada iktidarı ele geçirmenin, geçirdikten sonra da muhafaza etmenin nihai rehberi olarak okunmaya devam ediyor.


Tarih boyunca bazı kitaplar dünyayı değiştirdi. Bununla kalmayıp; bizleri ve birbirimizi görme biçimimizi etkiledi. O kitaplar ki tartışmalara, muhalif fikirlere, savaş ve devrimlere esin kaynağı oldular. Aydınlattılar, harekete geçirdiler, kışkırttılar, teselli ettiler. Yaşamımızı zenginleştirdiler ve bizleri ayrı ayrı kendi yaşamlarımızı sorgulamaya yönelttiler. Şimdi Kafka Kitap sizlere uygarlığı sarsan, insanlık tarihine yön veren ve kendimizi keşfetmemize yardım eden fikirleriyle; büyük düşünürlerin, çığır açanların, radikallerin ve ileriyi görenlerin eserlerini sunuyor. 




Nedim Şener - Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları

Nedim Şener - Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları




Cinayet Aydınlama Yoluna Girdikçe Hayatımızı Karartmaya Çalışıyorlar....

Dünyanın tüm kutsal kitaplarını da okusanız, tüm ideolojileri literatürünü de tarasanız her şeyi anlatan tek bir kelimeye ulaşıyorsunuz; Eşitlik Eşitlik yaşamayı onurlu kılan tek kelime. Adalet ise uğruna ölümü göze alacağınız bir kavram. İşte Hrant Dink cinayeti dosyasının bana öğrettiği şey bu iki kelime Eşitlik ve Adalet, herkes için hepimiz için. Dink cinayeti araştırması bu iki kavrama olan inancımızı yıkan yüz karamız. Yaşarken hakları korunmayan ve öldürüldükten sonra da cinayetinin üzeri yalanlarla örtülen Hrant Dink cinayeti aydınlanma yoluna girildikçe birileri çok huzursuz oluyorlar. İsimleri tek tek belirlendikçe tetikçi gazetecileri cinayeti aydınlatmaya çalışanların üzerine salıyorlar. Ama onların da yapacağı bir şey yok. Ve şimdi üçüncü baskısını yapan bu kitap cinayetin aydınlanması yolunda çok önemli bir işlev gördü. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 20 yıl hapis istemiyle yargılandım. Beraat ettim. 12.5 yıllık davalarım ise sürüyor. Ama bir gün gelecek mahkemeden kaçan kamu görevlileri de yargı önünde hesap verecek. Tüm faili meçhul cinayetlerin anahtarı olan Dink cinayeti tam olarak aydınlamadıkça ve bu görevliler hesap vermedikçe Türkiye'de kimse kendisini güvende hissedemez.




Murat Çizakça - Demokrasi Arayışında Türkiye

Murat Çizakça - Demokrasi Arayışında Türkiye



Avrupa ve İslam dünyası üzerindeki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Murat Çizakça, bu kitapta otuz yıllık iktisat tarihi birikimini bir alet gibi kullanarak güncel sorunlarımıza çare bulmaya çalışıyor. Kısacası bu kitap, bir iktisat tarihçisinin siyaset bilimine bakış açısını içeriyor. Ve bu nedenle de türünün belki de ilk ve tek örneği...

Çizakça'nın cevap aradığı sorular şunlar:

1. İslam dünyası niçin Batı'nın gerisinde kalmıştır?
2. Demokrasi niçin Batı'da görünür de İslam dünyasında görülmez.
3. Halkının çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede liberal demokrasi uygulansa, ülke hemen radikal İslam'ın eline geçer mi?
4. Dindar/demokratlar ülkemizde iktidara gelebilirler mi?
5. Gelirlerse, oluşturacakları hükümetin ekonomik programı ne olabilir?



Milton Friedman - Özgürlük ve Kapitalizm

Milton Friedman - Özgürlük ve Kapitalizm



Devlet bir taraftan bireysel özgürlüklerimize bir tehdit gibi görünürken, onun vaat ediklerinden nasıl bir fayda sağlayabiliriz? Milton Friedman bu klasikleşmiş kitabında, rekabetçi kapitalizmin, hem ekonomik özgürlük kazanma adına hem de siyasi özgürlük için gerekli bir şart olduğu biçiminde özetlenebilecek son derece etkin ekonomi felsefesinin kesin ifadelerini sunuyor. Sonuç olarak ortaya İngilizce'de yarım milyondan fazla satılmış, on sekiz farklı dile çevrilmiş ve her geçen gün önemi artmakta olan bir metin çıkmış. 

"Yüzyılın ekonomisti." - Fortune

"Milton Friedman dikkate değer analitik yetenekleri ve teknik hünerleri ile ülkenin önde gelen ekonomistlerinden biridir. Friedman toplum için sönmek nedir bilmeyen bir aydınlatıcı, bir bağımsız, bir cesaret sembolü, bir dahi ve hepsinden öte bir teşvik unsurudur." 
Henry Hazlitt, Newsweek

"Milton Friedman son on ya da on beş yıldır olması gerektiği biçimde tanınıyor - 2. Dünya Savaşı'ndan günümüze hali hazırda hayatta olan en etkili ekonomist." 
Robert J. Samuelson, The Washington Post



Metin Özbek - Dünden Bugüne İnsan

Metin Özbek - Dünden Bugüne İnsan




Bu kitap, biyokültürel bir varlık olarak insanın canlılar dünyasındaki yeri, geçmişten günümüze uzanan değişim süreci ve yeryüzünde yaşayan çeşitli insan toplulukları konusunda okura derli toplu bir fikir verebilmek amacıyla hazırlandı.

"Günümüzde antropologlar ırkların kendisinden çok ırkçılık düşüncesinin neden ve nasıl filizlendiğiyle ilgilenmektedir." diyor Michael C. Howard.Gerçekten de antropoloji, insanın sergilediği olağanüstü biyolojik ve kültürel çeşitliliğin, farklı ortamlara uyum gösterme hususundaki sonsuz kapasitesinin bir ürünü olduğunu göstermiştir.

Antropolojinin bu ülkenin genç insanları arasında artan bir merak ve ilgiye konu olduğunu gözlemliyoruz. Bu kitap, bu gözlemin verdiği cesaretin ürünüdür ve bu alandaki kaynak sıkıntısını büyük ölçüde gidermeyi amaçlıyor. Okur, bu kitapta kendisini uzak atalarından günümüz topluluklarına kadar uzanan bir "yazgı ortaklığı"nın sıcak ve sevecen kucağında bulacaktır.

Unutmamalı:"Anlatılan, senin hikayendir"...



Marvin Harris - İnekler, Domuzlar, Savaşlar ve Cadılar

Marvin Harris - İnekler, Domuzlar, Savaşlar ve Cadılar



Hintliler neden ineklere tapar? Yahudiler ve Müslümanlar neden domuz eti yemeyi reddederler? Ortaçağdan sonra Avrupa'da neden bu kadar çok sayıda insan cadılara inanmıştı? Günümüzün popüler kültüründe nasıl oldu da cadılar o eski güçlerine kavuştular?
"Yamyamlar ve Krallar, Kültürlerin Kökenleri" adlı yapıtın ünlü yazarı Marvin Harris insan davranışı konusunda akılları karıştıran bu tür soruları yanıtlarken, bir halkın davranışı ne denli garip görünürse görünsün onu yaratan kaynakların mutlaka bulunup açıklanabileceğini gösteriyor.




Martin Van Bruinessen - Kürtlük, Türklük, Alevilik

Martin Van Bruinessen - Kürtlük, Türklük, Alevilik




Kürt sosyopolitiği alanında bir klasik sayılan Ağa, Şeyh ve Devlet'in yazarı Martin van Bruinessen, ağırlıkla Kürtlerde din olgusuna yönelttiği araştırmalarının ilk bölümünde Sünniliği ile ele almıştı (Kürdistan Üzerine Yazılar, 1992). Martin van Bruinessen, bu derlemesinde bu kez heterodoks uzanımlarıyla birlikte Kürt Aleviliği'ni inceliyor. Konuyu hem Anadolu Aleviliği hem de Ortadoğu'nun ve Kürtlerin İslam öncesi inanışları bağlamında ele alan yazar, bu verileri güncel konu ve problematiklerle de ilişkilendirerek yorumluyor. Bir kimlik hareketi olarak Aleviliğin-Alevi uyanışının Türk ve Kürt milliyetçiliği ile sancılı ilişkilerini, örneğin Gazi olayları gibi hassas kesitlerde ele alırken, bir yandan da Alevi inanç öğelerinin Hint din ve efsane dünyasındaki benzeşiklerine de uzanabilen geniş bir perspektif sunuyor.



M. Emin Değer - Oltadaki Balık Türkiye

M. Emin Değer - Oltadaki Balık Türkiye



Emperyalizmin Tuzaklarındaki Ülke: Oltadaki Balık Türkiye

"Devletimizin temelindeki ilk harç, bağımsızlık bilincidir. Bu bilinç nasıl yok edilmiş? İşte bunun yanıtlarını veriyor Emin Değer. Bu gerçekler sadece geçmiş olayları değil, ileride yaşayacağımız CIA damgalı oyunları da sergilemektedir." -Uğur Mumcu-
"Emin Değer'i CIA, Kontrgerilla ve Türkiye adlı kitabından hatırlayacaksınız. Yeni eseri Oltadaki Balık Türkiye, bir bataklığa saplanışın öyküsü. Büyük bir ilgiyle, ama yine de hüzünle okuyorsunuz. Çünkü Emin Değer, o hengâmede aymazlıkları, yer yer ihanetleri de sergiliyor. 'Bu kadarı da olmaz' diyorsunuz; olmuş ama!" Server Tanilli "Türkiye nasıl 'oltadaki' oluyor? Bu ne biçim benzetmedir?.. Benzetme, kitabın yazarı Emin Değer'in değil, bütün dünyanın adını bildiği bir Amerikalı'nın, Nelson A. Rockefeller'ın... ABD Başkanı Eisenhower'a yazdığı bir mektupta Rockefeller, bu benzetmeye başvuruyor... Bilinçsizliğin kör güdüsünde benliğini dış güdüme teslim etmiş bir toplum düzeyindeyiz. İnanmayan, Oltadaki Balık Türkiye'yi okusun." -İlhan Selçuk-

"Emin Değer, Millî Savunma Bakanlığı Hukuk Danışmanlığı gibi yetkili koltuklardan yabancılarla olan ilişkilerimizi yakından izleyebilmiş ve bir Türk Subayı'na yaraşır biçimde tepki göstermesini bilmiştir." 
-Türkkaya Ataöv-




Merdan Yanardağ - Yeni Muhafazakarlık Neo-Conlar

Merdan Yanardağ - Yeni Muhafazakarlık Neo-Conlar



Dünyada ve Türkiye'de Postmodern Gericiliğin Ortak Kökleri...

George W. Bush'un, bazı siyaset bilimciler tarafından "darbe" olarak da nitelendirilen bir seçimle (20 Ocak 2001) ABD başkanlığına getirilmesi, aynı zamanda yeni muhafazakârların da Hıristiyan köktencilerle ittifak halinde ilk kez ve doğrudan iktidara ulaşmalarını sağlıyordu. Ancak, yeni muhafazakârların Amerikan elitinin üzerindeki etkinliği Bush yönetimiyle sınırlı tutulamayacak bir çapa ve tarihsel derinliğe sahipti. Kökleri 1960'lı yıllara kadar gidiyordu. 

Türkiye'de de Recep Tayyip Erdoğan "darbe" olarak nitelendirilen bir seçimle başbakan oldu. Böylece ılımlı İslam denilen bir siyasal İslamcı hareket Türkiye'de ilk kez doğrudan iktidara ulaşıyordu. Tıpkı ABD'de olduğu gibi onların da kökleri 1960'lı yıllara kadar gidiyordu. İşte bu bağlantılar nedeniyle AKP'nin ortaya attığı "muhafazakâr demokrasi" kavramı Avrupa muhafazakârlığından çok, Amerikan yeni muhafazakârlığına daha yakın. 

Merdan Yanardağ elinizdeki çalışmada, ABD ve Türkiye'nin iç-dış politikasının yeniden yapılanmasında önemli rol oynayan yeni muhafazakârlık konusunu felsefi, siyasal, tarihsel ve örgütsel düzeylerde ele alıyor. 




Mahir Kaynak - Büyük Ortadogu Projesi

Mahir Kaynak - Büyük Ortadogu Projesi



Eğer, Büyük Ortadoğu'da Avrupa etkili olursa, Avrupa dünyanın en büyük gücü haline gelir. Eğer Rusya kontrol ederse, Rusya en büyük güç olur. Eğer Amerika bu bölgeleri kontrol edemezse, büyümeyi bırakın küçülmek zorunda kalır. Ve dünya üzerindeki etkinliği azalır. Bu durum sadece askeri ve siyasi etkinliğini değil, ekonomik düzeyinin de gerilemesi sonucunu doğurur. 

Bu doğru değildir; sadece Amerika Birleşik Devletleri dünyada hesap yapıyor, başkaları hiç hesap yapmıyorlar. Burada iki temel soru var. Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri'nin ilişkisi ne olacak? Başlangıçta bu proje Amerikan projesi idi, tek başına yapıyordu. Şimdi baktı ki mukavemetler var, NATO diyor. NATO dediği zaman şunu anlamak lazım. NATO bir askeri ittifak olmaktan çıktı, dünya tarihinin en büyük askeri ittifakı ama karşısında güç yok. Buradan anlıyoruz ki, NATO aslında Batının uzlaşmasının adıdır. Eğer bu iş NATO tarafından yapılıyor diyorsanız burada şu mana çıkar; Amerika ile Avrupa ülkeleri anlaştılar birlikte hareket ediyorlar. Mesela Afganistan'a giriyorlar. Derlerse ki, NATO olarak Ortadoğu'ya hakim olalım, herkes kendi rolünü biliyor. Ama şu andaki durum o kadar çok berrak değil. Amerika Birleşik Devletleri, NATO ile birlikte olsa da, aslan payını almak isteyecektir. Diğer taraftan ise aslan payını vermek istemeyenler vardır.




Ludwig von Mises - Anti Kapitalist Zihniyet

Ludwig von Mises - Anti Kapitalist Zihniyet



Kapitalizm karşıtlığı siyasi ve ideolojik yelpazenin sağında, solunda, ortasında, kısaca herhangi bir yerinde yer alan herkesin paylaştığı bir tavırdır. Kapitalizmi doludizgin eleştirmek sıradan bir davranış haline gelmiştir. Bu niye böyledir. Kapitalizmin insanlığa kazandırdığı iyi bir şey yok mudur?Kapitalizm karşıtı zihniyet sağlam bir temele oturmakta mıdır? Yoksa tamamen hissi midir? Kapitalizm insanların erdemlerini görmezden mi gelmektedir? Kapitalizm ortadan kaldırılırsa, insanlık daha iyiye mi gidecektir? Liberte Yayınları bu soruların cevabını, düşünce tarihinin kararlı, kapitalizm savunucularından biri olan Ludwig von Mises'ten okuma fırsatını size veriyor; Anti Kapitalist Zihniyet ile.



Louis Althusser - İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları

Louis Althusser - İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları



İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, Althusser'in 1970 Haziranı'nda La Penseée'de yayınlanır yayınlanmaz bütün dünyada büyük yankılar uyandıran ve yankıları hâlâ devam eden aynı adlı ünlü makalesini, bu makalenin 1969 tarihli ilk versiyonunu ve La Penseée'de yayınlanan makalede dile getirilen fikirlere yönelik eleştirilere Althusser'in Aralık 1976 tarihinde -ve bu tarih itibariyle- verdiği cevapları içeren bir derlemedir. 

Karl Polanyi, "yoksulluk" toplumda süren "doğa"dır, demişti. Çoktandır sadece kendilerini ve kendileri gibi düşünenleri ideolojinin dışında, başkalarını da daima ideolojinin içinde gören siyasi, felsefi, dini, ahlaki, kültürel ve etnik kamplarla kuşatılmış haldeyiz. Üstelik her meselede sadece kendilerini haklı başkalarını haksız, kendilerini iyi başkalarını kötü, kendilerini doğru başkalarını yanlış görmekteler. Güzellik ise sadece onlara has, başkaları çirkin de üstelik... Ve en kötüsü, aynı/özdeş olanı dost ve başka/farklı olanı daima (inkar ve asimilasyon işe yaramadığında) imha edilmesi gereken düşmanlar olarak görüyorlar, tıpkı "doğa" durumunda olduğu gibi! Althusser, işte bunun, yani ideolojinin neden, nasıl ve niçinini anlatıyor, belli ki kimsenin okuduğu yok bu kitabı!




Kurtuluş Kayalı - Türkiye'nin Ruhunu Aramak - Bir Kemal Tahir Kitabı

Kurtuluş Kayalı - Türkiye'nin Ruhunu Aramak - Bir Kemal Tahir Kitabı




Her tür iktidar odağının uzağında durup, memleket meseleleri üzerine can alıcı düşünceler telaffuz eden entellektüellere...

"Kemal Tahir deyince bir alana hapsolmak yanlış. Ancak her alana dair kalem oynatmak Kemal Tahir'i anlamanın yolunu açar. Tarih, sosyoloji, felsefe, iktisat, edebiyat ve hattâ psikoloji hani o Türk insanının şuuraltını anlamak gerek sözü folklor ve bilumum sosyal bilim dalı konularına odaklanmakla Kemal Tahir'in anlaşılmasının yolu açılabilir. Kemal Tahir'i anlamamak çoğumuzun duçar olduğu belli bilim disiplinlerine hapsolmaktan kaynaklanıyor. Bu anlamda şu Sosyal Bilimleri Açın kitabının müellifleri hakikaten Kemal Tahir'in çağdaşları olarak görünüyor. Ancak böyle disiplinlerarası bir anlayış Kemal Tahir'e yakınlaşmayı sağlayabilir. 

Aslında bir adım daha atmak lazım. Akademisyen başka, düşünür başka. Ancak akademisyenin darlığı aşılarak özgün düşünceye varılabilir. Sezai Karakoç da böyle söylemiyor muydu? Ortama bakıldığı zaman mesele anlaşılır. Bu anlamda bu kitabın son yazısını bir müsvedde olarak telakki edip çok ama çok geliştirilmesi gerektiğini düşünmek gerek. Bu alanda daha kırk fırın ekmek yemek lazım."




Korkut Boratav - Yeni Dünya Düzeni Nereye

Korkut Boratav - Yeni Dünya Düzeni Nereye



Yirmi yılı aşkın bir süredir dünyayı ve Türkiye'yi neoliberal rüzgar savurup duruyor. Çalışan, sıradan insanın zorlu mücadelelerle elde ettiği ekonomik, toplumsal, siyasal kazanımlar tehdit ediliyor, aşındırılıyor. Emperyalizm, küreselleşme adını aldı...
Serbest piyasa ekonomisi "başka seçenek yok" sloganıyla saygınlaştırıldı...

Dünya bir kurtlar sofrasına dönüşüyor... Emeğiyle geçinen ya teslimiyete ya da köktendinciliğe, şovenizme, anarşizme yöneliyor.

Ama devran dönecek ve insanlık, er geç, da
yanışmacı birikimlerine ve sosyalizme yeniden sarılacaktır.
Bu derleme, neoliberal politikalara bunların savunucu ve uygulayıcılarına karşı bir dizi polemiktir, direnme yazısıdır.



Korkut Boratav - Emperyalizm, Sosyalizm ve Türkiye

Korkut Boratav - Emperyalizm, Sosyalizm ve Türkiye




Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü emekli öğretim üyesi Korkut Boratav, sadece iktisat alanında değil, sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinde çok önemli katkılarda bulunmuş dünya çapında bir bilim insanıdır. Meslektaşlarının deyimiyle bir "başöğretmen"dir. Emperyalizm, Sosyalizm ve Türkiye, Boratav'ın Türkçede ve yabancı dillerdeki akademik makaleleri ile söyleşilerinin belirli bir sistematik izlenerek, yazar tarafından gerekli düzenlemeler yapılıp notlar eklenerek bir araya getirilmiş bir seçkisidir. Kitapta yer alan toplam kırk bir metin sırasıyla "Emperyalizm ve Dünya Ekonomisi", "Sosyalizm ve Sol Siyaset", "Marksist Kuram ve Sınıflar", "Türkiye: Bölüşüm, Büyüme ve Bağımlılık" ana başlıkları altında toplanmıştır. Bu metinler, yazarın yaklaşık yarım yüzyıl boyunca ısrarla takip ettiği ve önemli katkılar yaptığı tarihsel maddeciliğin zamana, moda yönelişlere karşı dayanaklılığını ortaya koymaktadır. Boratav'ın billur üslubunu, pırıltılı mantık gücünü ve eşsiz çözümleme yeteneğini yansıtan metinler yalnızca öğrenenlere değil öğretenlere de, yalnızca iktisatçılara değil diğer sosyal bilimcilere de, yalnızca akademisyenlere değil Türkiye'yi, dünyayı, tarihi, bugünü ve yarını anlamak isteyen geniş bir okuyucu kitlesine de hitap eden vazgeçilmez bir kaynak, bir başyapıttır.




Jolan Chang - Taocu Sevişme ve Seks

Jolan Chang - Taocu Sevişme ve Seks



BİR DEVRİM!.. Erkek boşalmadan orgazm olabilir mi?.. Bu yöntemi öğrenen erkeğin gücünün sınırı sınırsızlık mı?.. 
"Taocu Sevişme ve Seks" on üçüncü yüzyılda istilacı Moğollar tarafından yasaklanmış eski Çin seksbilimiyle ilgili kırık dökük bilgileri bir araştrmacının bilimsel bir yöntem ve anlayışla bir araya getirip bütünlüğüne kavuşturma çabasıdır. Bu kitabın amacı okuyucaya günümüz insanının şipşakçı sevişme düzeyinin üstüne çıkmayı sağlayacak teknikler öğretmektir. İlk kez çağdaş okuyucu boşalmanın denetimi, sevişme biçimleri, cinsel güçsüzlüğün yenilgiye uğratılması, cinsel isteği arttırıcı öpüşme, seks ve uzun ömürlülük konularını öğrenme fırsatı bulacaktır. Kitabın başında İngiltere'nin en başta gelen Çinbilimcisi Joseph Needham'ın önsözü vardır. Kitabın sonuna da bu konularda çağdaş bilimin son sözü sayılabilecek Masters ve Johnson'un "İnsanoğlunun Cinsel Yetersizliği" adlı kitabından alınan bir bölümü eklenmiştir.




Jean Bottero - Eski Yakındoğu Sümer'den Kutsal Kitaba

Jean Bottero - Eski Yakındoğu Sümer'den Kutsal Kitaba



Eski Yakındoğu'nun uygarlıklarında üretilen kültürleri inceleyen birçok bilim adamı Batı düşüncesinin temellerini İki Nehir Arası'nda bulur. Bu kitapta Bottero eski Mezopotamya kültürleriyle ilgili farklı konuları inceleyen araştırmacılşarı biraraya getiriyor. Sümerlerin kökleri kimlere dayanıyordu? Sümerler denizden mi çıktılar, dağdan mı indiler? Ur mezarlığındaki gizem neydi? Dünyanın n eski mutfağında neler vardı?Dünyanın en eski şöleni nasıl yapıldı?...




Jared Diamond - Tüfek, Mikrop ve Çelik

Jared Diamond - Tüfek, Mikrop ve Çelik



"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.




Jean-Jacques Rousseau - Emile Ya Da Eğitim Üzerine

Jean-Jacques Rousseau - Emile Ya Da Eğitim Üzerine



Rousseau'nun hareket noktası doğadır. Yanlış bir düşünce olsa dahi, bu konuda o, güzel ilkeler ortaya koyar. Amacı, öğrencisini doğal bir insan olarak yetiştirmektir. Bunun için o, yaşamın akışını, yaşamın normal gelişiminden doğan mutluluğu bile izler. Çocukta insanlık duygusunu geliştirmek için çekilmez bir disipline de gereksinim duymaz. İnsana heyecan veren sayfalarda Rousseau, anne babalardan çocuklarını korkutmamalarını ister. Eğer, yetişkin olmadan ölürlerse, hiç olmazsa onlara hayatı tanımalarını öğütler."
-H. Legrand-




Jean Baudrillard - Sessiz Yığınların Gölgesinde - Toplumsalın Sonu

Jean Baudrillard - Sessiz Yığınların Gölgesinde - Toplumsalın Sonu



"İş görebilen tek gönderenin adı yine sessiz çoğunluktur. Bütün güncel sistemler bu model üstünde iş görmektedirler. Varlığı toplumsal değil, istatistiksel olan bu kaypak kavramın ortaya çıkabildiği tek yer sondajlardır. Toplumsal adlı gökyüzünün ufkundaki hayal ya da toplumsalın zaten içinde bulunduğu bir ufkun simülasyonu.

Sessiz çoğunluğun ya da kitlelerin düşsel bir gönderen olması, onun var olmadığı anlamına gelmez. Bunun anlamı sessiz çoğunluğun artık temsil edilemeyecek bir durumda bulunmasıdır. Kitleler artık temsil edilememektedirler. Ses vermeyen bu kitleler sondajlar aracılığıyla sık sık yoklanmaktadırlar. Düşünceleri yansıtılmamaktadır. Yalnızca ne düşündükleri konusunda testler yapılmaktadır. Referandum (kitle iletişim araçları da sonsuz bir soru / yanıt referandumudurlar) politik gönderenin yerini almıştır. Oysa sondajlar, testler, referandum ve kitle iletişim araçları temsil edici bir sisteme ait tertibatlar değil, simülatif bir sisteme ait olan tertibatlardır. Artık amaçlanan şey bir gönderen değil, bir modeldir."

Jean Baudrillard bu metinde yukarıdaki bakış açısından yola çıkmakta ve bu anlamda için için kaynama özelliğine sahip kitle, modern toplumlara ait bir özelliğe dönüşmektedir.